Pazartesi 13 Nisan 2026 - 19:20
Veli'nin Sözü | Kibirli Olanların İlahi Huzurdaki Sonu Zillet ve Rezilliktir

Havza / İslam İnkılabı Rehberi, Kuran'da geçen azaplara ilişkin konuşmasında azap çeşitlerini açıklayarak: "Bazı azaplar kıyamet gününe ve hesap-kitap vaktine aittir; belki hesap ve kitap sahnesinde doğrudan ateş yoktur, ancak hûn (zillet) ve rezillik azabı vardır." dedi.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre, İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Müçteba Hüseynî Hamaney, konuşmalarından bir kesitte "Azabe'l-hun" (alçaltıcı azap) tefsirini açıklamıştır. Bu açıklamalar siz okuyuculara sunulmaktadır: 

یَومَ یُعرَضُ الکُفّارُ عَلَی النّار

İnkâr edenler ateşin başına getirilince, “Size ait iyi ve güzel şeyleri dünya hayatınızda tükettiniz ve onlardan yararlandınız, şimdi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamanıza ve yoldan çıkmanıza karşılık olarak aşağılayıcı cezayı çekeceksiniz!” denilecektir.

(Ahkaf suresi, 20)

Kâfirler ateşe sunulurlar ve onlara şöyle denir: Sizler dünyada size verilen temiz ve güzel nimetlerden (tayyibattan) tam olarak yararlandınız; ancak sadece dünya hayatınız yolunda. Faydalanma gerçekleşti, ama tamamı dünyada tüketildi. Hesap ve kitap günü olan bugün ise bunun sonucu şöyledir: 'azabe'l-hun' olarak tabir edilen özel bir azap türü; yani zillet ve aşağılanma azabı.

Neden bu alçaltıcı azaba katlanırlar? Bunun için iki neden zikredilmiştir: Birincisi, kibirlenmeleri (büyüklük taslamaları) idi; oysa kul kibirlenmemelidir, büyüklük taslamak (istikbar) yalnızca Allah'a mahsustur. İkincisi ise «بِما کُنتُم تَفسُقون» (yoldan çıkmanızdan/fasık olmanızdan dolayı) idi; yani itaatsizlik ediyor, ilahi emir ve yasakları ayaklar altına alıyorlardı.

"Azabe'l-hun"dan (alçaltıcı azaptan) söz edilmesinin nedeni, azapların çeşitli türlerinin olması ve sadece ateşle sınırlı kalmamasıdır. Ateş, çetin ve üzerinde çokça durulan bir azap olsa da hasret (pişmanlık) gibi azaplar da vardır. Örneğin, önemli bir sınav için çalışmamış ve not alamamış bir kişi, kaçırılan fırsatın hasretini çeker; ancak bu hasret dünyada geçicidir, oysa ahiretteki hasretin sonu yoktur.

Azabın bir başka türü de şamatat (başkasının kötülüğüne sevinme/ayıplama) ve aşağılanmadır. Duhan Suresi'nde şöyle buyrulmaktadır: «ذُقْ، إِنَّکَ أَنتَ العَزیزُ الکَریم» (Tat bakalım! Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!): Bu ifade, bir kimse en kötü belalara maruz kaldığında söylenir; aslında bu, onunla bir nevi alay etme ve onu küçümsemedir.

Diğer azap türlerinden biri de cehennem ehlinin birbirleriyle çatışmasıdır ki Kur'an-ı Kerim'de birçok ayet buna işaret eder ve bu da başlı başına çok şiddetli bir azap sayılır.

Ayrıca korku ve her yerden ümidi kesmek de bir başka azaptır. İnsanın dünyada tecrübe ettiği umutsuzluklarda nihayetinde bir çıkış yolu vardır: Ya ölüm gelir, ya durum değişir ya da biri yardım eder. Ancak ahirette hiçbir çıkış yolu yoktur; her şey tam bir çıkmazdır ve bu da başlı başına ağır bir azap kabul edilir.

Dolayısıyla azabın türleri şunlardır: Zillet ve rezillik azabı ile şamatat (kınama/ayıplama) azabı, tıpkı «ذُقْ إِنَّکَ أَنتَ العَزیزُ الکَریم» ayetine benzer bir ton taşıyan (bütün güzel şeylerinizi tüketip gitseydiniz!) ifadesinde olduğu gibi; yani bir nevi alay ve kınama: "Siz ki nimetlerden doğru bir şekilde faydalanmalıydınız, böyle yapmadınız; şimdi tadın!" Bu ayıplamanın merkezinde hasret de gizlidir ve bu birleşim, başlı başına bağımsız bir azap türü sayılır.

Bunların hepsi azap türleridir. Bazı azaplar belirli günahları işleyenlere hastır ve tüm günahkârlar için aynı şekilde değildir. Bazı azaplar kıyamet gününe ve hesap-kitap vaktine aittir; belki hesap ve kitap sahnesinde doğrudan ateş yoktur, ancak hûn (zillet) ve rezillik azabı vardır. Rivayetlere göre, kibirli kişi bir karınca suretinde haşredilir ve mahşer meydanında herkes onun üzerinden geçip onu ayaklar altına alır (çiğner); o sahnede ateş olmasa bile, bu durum başlı başına bir rezillik ve zillet azabıdır.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha